
Ben Aylin altı yaşlarında küçük bir kız çocuğuyum haytımda geçen ibret verici bir olayı kaleme aldım biz köyde yaşayan mutlu dört nüfuslu bir aileydik babam çiftçiydi tarla işlerinde çalışıyor bizlere hormonsuz sade rızk kazanan biriydi annemse ev hanımı yerine göre tarlaya babama yardım etmek için birlikte gidiyorlardı bense küçük kardeşimle evde kalıyor kardeşimede bakıyordum köydeki evimiz dere kenarında yeşilikler içine küçük birde bahçesi olan sevimli güzel bir evimiz vardı
Evimizi seviyordum akşama kadar bahçede kardeşimle oyunlar oynardık annemle babamın gelmesini dört gözle beklerdik bu arda köy okulunada başladım derslerim çok iyi gidiyordu başarılı bir öğrenciydim yaz geldiğinde babam bazen bizide tarlaya götürüyordu güz aylarında fasulye toplamaya giderdik o kara toprağın üzerine dökülen beyaz fasulyeler inci tanesi gibi parlardı onları toprakların arasından toplamıyı çok severdim
Bu arada büyümeye serpilmeyede başlamıştım yine bir yaz günüydü annemle babam tarladayken ben onların gelmesini bekliyordum acıkmışlardır diye güzel yemekler yapmıştım hava çok bulutlu dışarıda delicesine yağmur yağıyordu kardeşimi eve aldım dereden akan sular delicesine çoşuyordu açık unuttuğum mutfak kapısından iki kedi yavrusu girip yaptığım yemekleri yemek için dökmüşlerdi birde ne göreyim aman allahım yemekler hep dökülmüş annem ve babam yorgun gelecekler açlardır şimdi
Onlara acele ne pişireceğim
O kadar sinirlenmiştimki
Kedi yavrularını ayaklarından yakalyıp derenin o sel yatağına fırlattım hayvanlar çırpınıyordu suların önünde kurtulmak için çaba sarfediyordu anne kedi ise hemen onların arkasından kendini dereye attı ben bunu heyecanla seyrediyor bir yandanda gülüyordum cezanızı çektiniz diye
Anne kedi yavrularını döşüne bastırdı ve sularla adeta boğuşuyordu ama ne çareki üçüde kurtulamadan sulara teslim oldular
Olayı babama anlattığımda babam çok kızmıştı yavrum ne olursa olsun bir canlıya bu kadar acımasız davranılmaz diye yıllar geçiyor büyüp serpiliyordum ama bu olayıda hafızamdan bir türlü silemiyordum çünki yaptığım yanlışın vijdan azabını her an duyuyordum genç bir kız olmuştum evlenme çağımda gelmişti maddi sıkıntılar nedeniyle babam beni okutamadı köyümüzün ileri gelenlerinden zengin bir ailenin oğluyla evlendim çok mutlu bir yuvam ve ailem vardı yıllar akıp gidiyordu ve bende anne olmuştum bir kızım ve bir oğlum vardı dünya tatlısı onları çok seviyordum hayatımın en güzel günleriydi çocuklarım
Oğlum ve kızım sekiz ve on yaşlarındaydı bir gün yine felaket bir yağmurlu hava sanki gökmü delindi şiddetli bir yağmur ve dereden akan sel suları aman allahım bana o dehşetli günü hatırlatıyordu birden aklıma geldi çocuklarım çocuklarım dere kenarında annemlerin evinin bahçesinde oynuyorlardı hemen fırladım yağmur çamur demeden koşuyordum nefesim kesilmişti dizlerim tutmuyordu sanki bir yandanda bağırıyordum elif hasan diye ama çok geç tıpkı yıllar önce suya attığım kedi yavruları gibi benim kuzularımda sele kapılmış suların içinde çırpınıyorlardı eşim hemen atladı sulara ikisinide bastı bağrına ama öyle azgın bir selki anlatamam üçüde çıkamdı günlerce bekledim dere kenarında buluncaklar gelecekler yaşıyorlar diye ümitle bekledim ama nafile günler sonra iki yavrumun ve eşimi çamurlar içinde cesetlirini buldular gözlerine kumlar topraklar dolmuştu yüzleri morarmış kulaklarından kanlar akıyordu dehşet verici bir acıydı bu ama yaptığım bir günahın bedelinimi ödemiştim yoksa tıpkı o kedi ve yavruları gibi benim eşim ve çocuklarımda hayatını seller içinde kaybetmişlerdi
Bu olayı yıllar boyu unutmadım unutmayacağım
YAZAN: RABİA SAYLAM TAŞDEMİR
ÖYKÜ: AYLİN KÖSE
Yorum Yazın