
Bugün, Türk halk müziğinin dev ismi, saz ustası ve ozan Neşet Ertaş’ın aramızdan ayrılışının 12. yılı. “Bozkırın Tezenesi” olarak tanınan Neşet Ertaş, sadece türkülerinde değil, tüm yaşamında Anadolu’nun sesi oldu. Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde doğup büyüyen Ertaş, müziğe babası Muharrem Ertaş sayesinde gönül verdi. İlk enstrümanı, annesinin çamaşır tokacına tel takarak yaptığı oyuncak bağlamaydı. Hayatını türküleriyle, özellikle bozlak feryatlarıyla anlamlandıran Ertaş, Türk halk müziğinde adeta bir çığır açtı.
İlk plağını 1957’de 19 yaşında çıkartan sanatçı, “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül” türküsüyle geniş kitlelere ulaşarak büyük bir çıkış yaptı. Türkülerinin derinliği, Anadolu insanının acılarını, sevinçlerini ve aşklarını yansıttı. Neşet Ertaş, “Türkülerin Babası” ve “Anadolu Efsanesi” gibi lakaplarla anılmaya başlandı, hayatı boyunca yaklaşık 400 plak ve kaset yaparak büyük bir miras bıraktı.
Ancak Neşet Ertaş, sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda kültürümüzün yaşayan bir hazinesi olarak kabul edildi. Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen “Devlet Sanatçısı” unvanını “Hepimiz bu toprakların sanatçısıyız” diyerek reddetmesi, mütevazı ve halktan kopmayan duruşunu en iyi yansıtan örneklerden biridir.
Ertaş’ın müziği, Türkiye’de olduğu kadar yurt dışında da özellikle Almanya’daki Türk göçmenler arasında derin bir yankı buldu. Uzun yıllar Almanya’da yaşadı, ancak 2000 yılında Türkiye’ye dönerek yeniden sahne aldı.
Neşet Ertaş, 2012 yılında vefat etse de türküleri ve yaşam felsefesiyle yaşamaya devam ediyor. Anadolu’nun gönlünde yaktığı saz, gelecek nesillere ilham vermeyi sürdürecek. Onun müziği, yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda kültürümüzün taşıyıcısıdır.
Bu büyük ustayı, Neşet Ertaş'ı, eserlerini ve yaşattığı Anadolu kültürünü genç nesillere aktarmak bizim en büyük görevlerimizden biridir. Bu vesileyle, onun türküleriyle büyüyen bir millet olarak, "Bozkırın Tezenesi"ni rahmetle ve minnetle anıyoruz.
Yorum Yazın