Savaştepe'nin Direnişi: Kuvâ-yi Millîye'nin Balıkesir'den Giresun'a Yolculuğu

 Savaştepe'nin Direnişi: Kuvâ-yi Millîye'nin Balıkesir'den Giresun'a Yolculuğu
Balıkesir'den Giresun'a Kuvâ-yi Millîye: Direnişin İzinde Bir Destan

KUV -Yİ MİLLİYE’DE

Balıkesir’imizde ki ilçemiz

Savaştepe

30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşmasının ardından itilaf devletleri Anadolu topraklarını aralarında paylaşmaya başlar. Yunanlılarda 15 Mayıs’ta İzmir’i işgal ederler.

18 Mayısta Balıkesir halkı Alaca Mescit’ te mevlit okutup, ardından düşmanı yurtlarına sokmayacaklarını ve kuvvet kullanarak direnecekleri kararına vardılar. Aralarında 41 kişi seçerek bu işlerin düzenlenmesi için heyet oluşturdular.

14 Haziran’da Balıkesir’den Savaştepe’ye (Giresun) gelen 160 kişilik gönüllü Kuva-yî Milliye kafilesi Orta Cami’de üç gün misafir edilir. Savaştepe ve çevresinden gönüllü 27 Kuva-yi Maliyeci bu birliğe katılır. Katılan kişilerden adları bilinenler;  Giresun Birliği komutanı Bulgurcu Mehmet Efe, Mehmet Çırak, Doktorun İsmail, Dikmeoğlu İsmail, Deli İsmail, Sarıbeyler’den; Şeker Ağa’nın Mehmet, biraderi Yusuf Çavuş, Hafız Hasan, Hafızın Hüseyin, Zahir Ali, Yakuplardan Osman Efe, Kabak Ahmet, Haytalardan Bahri Hakkı, Rüşbaz Kara, Daşdibi Mahallesinden Ruhi Uçar, Kocabıyıklar köyünden; Ethem, Kurudere köyünden; Delibıçak, İbrahim, Mustafa’dır.

Soma cephesinde 188. alaya dâhil olan bu birliğe ayrıca Soma, Kırkağaç, Bergama kazaları ile Gelembe nahiyesi halkından gönüllülerde katılır. Başlarında milis komutanı Zarbalı Hulûsi Bey ve Kırk ağaçlı Emin Efendi bulunmaktadır.

Soma cephesinin komutası 188. Alay kumandanı Miralay Arif Bey’dedir. Emrinde 188. Alay dışında, Mülazım Halit (Bayrak) Bey’in Bandırma’da oluşturduğu 100 kişilik bir nizamiye birliği ile Soma, Kırkağaç, Bergama kazalarından ve Balıkesir merkezinden Savaştepe (Giresun) ve Gelembe nahiyeleri halkından oluşturulan milli kuvvetler vardı. Kınık ve Soma arasında mevzilenen bu kuvvetlerin toplamı 700 kişiydi. Karşılarında biri Bergama’da diğeri Kınık yöresinde bulunan iki alay Yunan kuvveti vardı. Soma cephesinin oluşması ile İzmir’in kuzey cephesi meydana gelmiştir.

188. Alay, Soma, Kırkağaç ve Akhisar yönünde ileri sürülür. 61. Tümen kumandanı Albay Kazım Bey’i (Özalp) 14. Kolordu kumandanı Yusuf İzzet Paşa Bergama cephesi komutanlığına atar. 14 Haziran 1919 tarihinde Bergama’ya baskın yapılır. Bergama cephesindeki çetin çarpışmalar sonunda milli kuvvetler Soma’ya çekilmek zorunda kalırlar.

22 Haziran 1920’de Yunan ordusu taarruza geçer. Yaklaşık 40.000 kişilik kuvvetle taarruz ettiği İzmir kuzey cephesinde Kuvâ-yi Millîye’ nin sadece 5.000 kişilik kuvveti vardı. 22-28 Haziran 1920 tarihinde Soma Cephesi’nde kanlı çarpışmalar olur. Ancak sayıca ve silahça üstün Yunan kuvvetleri karşısında geri çekilmek zorunda kalınır. Kuvâ-yi Millîye birliklerinin bir kısmı Sındırgı-Bigadiç ve Dursunbey istikametinde çekilirken, diğer kısmı ise Savaştepe (Giresun) bölgesine çekildiler. Türk birliklerinin zamanında çekilmesinden dolayı zayiatı az oldu. Yunanlıların takip harekâtında yavaş davranmaları ve Beyce civarında Türk birliklerinin artçı muharebe yapmaları düşmanı oyalamış böylece Savaştepe’nin (Giresun) güneyinde Çomaklı deresi civarında savunma hazırlıkları için gerekli zamanı kazandırmıştır.

(SAVAŞTEPE) MUHAREBESİ

 

61. Tümen komutanı Albay Kazım Bey’in Savaştepe-Çomaklı civarındaki ormanlık sahada hazırladığı savunma cephesinde; elindeki dağınık kuvvetler ve Bursa’dan gelen bir müfreze, Eşenli Yusuf Bey’in milli süvari müfrezesi, Sarı Edip Efe müfrezesi, Keçeci Hafız Bey’in süvarileri ve bazı milli müfrezelerden meydana gelmişti. Milli kuvvetlerinin kurduğu savunma hattının sağ (batı) tarafında Un Fabrikası civarında Eşenli Yusuf Bey’in müfrezeleri, sol (doğu) tarafında Keçeci Hafız Mehmet Emin Bey’in müfrezeleri, Savaştepe’nin 5 km. kadar güneyindeki sırtlarda ise piyadeler tertip almışlardı. Yağcılı deresine hakim sırtlarda mevziler kazılır. Eldeki yetersiz cephane paylaştırılır.

Kazım Bey eldeki mevcut birliklerle düşmanın durdurulamayacağını biliyordu. Ama vatanın işgalini önlemek için adım adım savunma yapılarak ilerisi için düşmanı yıpratmak ve yeni cepheler kurmada zaman kazanmak düşüncesindeydi.

Soma ile Balıkesir’i bağlayan tren ve tarihi kara yolunu takip eden Yunan askerleri milli kuvvetlerle çarpışarak Beyce’ye doğru ilerler. 28 Haziran 1920 tarihinde Beyce boğazına kadar gelen düşmanla çarpışmalar, oradaki ileri hat birliklerinin daha fazla dayanamayarak çekilmelerine neden oldu. Kazım Paşa (Özalp), Beyce’den Savaştepe Çomaklı-Yağcılı cephesine askerlerimizin çekilişini şöyle anlatır;

“Tutunacak durumumuz kalmamıştı. Kuvvetlerimizi geri çekiyorduk. Bizim cephe çözülmüştü. Müşkül bir durumda idik. Her taraftan sarılmıştım. Kurşunlar yağmur gibi yağıyordu. Kurtulmak ümidim kalmamıştı. Atımda meydanda yoktu. Tam bu sırada tanımadığım bir Kuva-yi Millîyeci dört nala gelerek : “Aman beyim ne duruyorsun al şu atı.” dedi ve beni kurtardı. Kahraman efe kimdi, ne idi hala bulamıyorum. Kuva-yi Millîye’de işte böyle fedakâr evlatlarla düşmana karşı koyduk.”

29 Haziran sabahı erken saatlerde Savaştepe (Giresun)-Çomaklı Cephesi’ne başlayan topçu ateşi iki saat kadar sürdü. Cephenin yıprandığına kanaat getiren Yunanlılar Adalar Tümeni’nin iki alayını ileri sürdüler. Düşman piyadeleri ile Türk siperleri arasındaki çarpışmada, Yunan askerleri büyük kayıp vererek ilerleye bildi. Beş saat süren göğüs göğüse kanlı çarpışmada süngü hücumları ve karşı taarruzlar yapılarak düşman geri atıldı. Ancak sayı ve silah bakımından üstün düşman kuvvetleri tekrar topçu ateşi desteği ve yeni kuvvetleri Çomaklı Cephesi’ne sürdü. Albay Kazım Bey, sağ kanat olan un Fabrikası civarındaki Eşenli Yusuf Bey’in süvarileriyle yandan taarruz etmek istemiş, fakat un fabrikasının düşman eline geçtiği anlaşılmıştır. Yeşilhisar Köyü yolundaki un fabrikasının ve cephenin sağ tarafının düşman eline geçmesi Çomaklı Cephesinin düşman kuvvetlerince sarılma tehlikesi oluşturduğundan bütün cephe kuvvetleri gerilemeye başladı. Savaştepe istasyonu civarında yeni bir savunmayı düşünen Kazım Bey’in bu isteği kuvvetlerin düzensiz çekilişi nedeniyle gerçekleşmedi. Tümen komutanı Kazım Bey, süvarilerin Konakpınar’a ve piyadelerin Soğucak Köyü tren istasyonuna çekilmelerini emretti. Tarihi Kervan Yolu’nu takip eden Kuva-yi Millîyeciler Balıkesir’e doğru geri çekildiler. Geri çekilme sırasında dağınık olan birlikler ağırlık yapan malzemelerini kullanılmaz hale getirerek yol boyunca bataklıklara, orman ya da çalı içlerine attılar. Yunan kuvvetleri 29 Haziran 1920 tarihinde tamimiyle Savaştepe’yi (Giresun) işgâl etti. Kuva-yî Milliye birliklerini takip eden Yunan askerleri hızla Balıkesir’e doğru ilerlemeye başladı.

30 Haziranda Yunan kuvvetleri Balıkesir’i işgâl ettiler. Yunanlılar itilaf devletleri donanması eşliğinde 2 Temmuz 1920’de Bandırma’ya çıkartma yaptılar. Bir gün öncede Edremit işgâl edilmişti. Yunanlılar 6 Temmuzda Gönen’i, 7 Temmuzda Balya’yı işgâl etmiştir. Ama bu ilerleyişi durduracak olan milli bir güç, Anadolu’da Mustafa Kemal önderliğinde kurulmuştur.

 “ŞAVAŞTEPE” ADINI NEREDEN ALDI?

            Yöre halkı, Kuva-yi Millîye teşkilâtıyla birlikte Yunan işgaline karşı Soma’da, Bergama’da ve son olarak da Çomaklı-Yağcılı cephesinde göğüs göğüsse mücadeleler vermiş ve işgal sırasında Yunanlılara karşı ormanlarla kaplı dağlarda da mücadeleler vermişlerdi. Birçok şehidin yattığı bu topraklara bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Balıkesir İl Meclisi’nin 10 Ekim 1934 tarihinde aldığı bir kararla “Savaştepe” adı verildi. Eski adı “Giresun” olan nahiye artık şanlı Savaştepe adıyla anılmaya başlar.

10 Ekim 1934 tarihinden sonra 20 yıl bucak örgütü olarak kalır ve 4 Mart 1954 tarih 6325 sayılı yasa ile 1 Haziran 1954 tarihinde Savaştepe ilçe merkezi haline getirilir.

            1949 yılında Türk Milleti’nin kahraman şehitleri adına, Çomaklı Cephesi’ndeki kanlı çarpışmalar ve Kuva-yi Millîyeci nice fedakâr Türk şehitleri adına Savaştepe’nin “Lalelik Tepesi” denilen Anadolu Öğretmen Lisesi yakınlarında “Şehitler Anıtı” yaptırılmıştır. Anıtın yapımını dönemin Köy Enstitüsü müdürü Nihat Salku desteklemiş ve öğrencilerin bizzat çalışmalarıyla Ağustos ayında tamamlanmıştır. Anıt planını Balıkesir Necatibey Eğitim Enstitüsünün resim öğretmeni Mahir Gürsel hazırlamış, üzerindeki şiir ise aynı okuldan Tarih öğretmeni Aziz Eryalaz’a aittir. İnşaatı Savaştepe Köy Enstitüsünün inşaat öğretmenlerinden olan Kenan Gürgün ve inşaat ustası Hamit Eroğlu yapmışlardır. Göklere dimdik yükselen anıt üzerinde şu kıta yer alır; 

“Bomba yağsa göklerden, göğsümüzde sönecek.

Bütün dünya yıkılsa Türk dünyası dönecek

Türküm, bize ne mutlu, Türk olan öğünecek.

Bütün dünya yıkılsa Türk dünyası dönecek.”

BALIKESİR /SAVAŞTEPE YAZÖREN MAĞARASI

İlçemiz Yazören mahallesinin hemen yakınında, meşe ormanlarının bulunduğu bir yörede Yazören Mağarası. Uzunluğu üç buçuk kilometreyi aşan ( yaklaşık 3554 m) mağara heybetli bir girişe sahip. Fakat yeraltına açılan bu kapı gece daha da etkileyici.

Yazören Mağarası'nın Türkiye’nin 9. En uzun mağarası olarak keşfedilmiştir. Mağaranın girişinde  tavan yüksekliği 25 metre. Geniş bir bölgenin yüzey suları bu mağaradan boşalıyor. Bu nedenle yarı aktif bir mağara. Kış ve bahar aylarında etkin bir su akışına sahne oluyor. Suyun binlerce yıldır süren bu macerasını mağaranın duvarlarındaki izlerden okumak mümkün.

Mağaranın orta kısımlarındaki galerilerde sarkıt ve dikitler bulunuyor. Yüzeyden süzülerek mağaraya ulaşan kireçli suların eseri bu olağanüstü oluşumlar.

Yazören Mağarası'nda keşif ve ölçüm çalışmaları suların çekilip azaldığı yaz aylarında gerçekleştirildi. İlk keşif çalışmalarına 2007 Ağustos'unda başlayan ASPEG ekibi eylül ayında çalışmalarına ara verdi, 2008 Ağustos'una kadar. Bu tür mağaralara girmeden önce yaz ayları da olsa, her an karşılaşılacak sel tehlikesi nedeniyle mutlaka hava tahminlerini yakından takip etmek Gerekiyor.

Ekip Yazören Mağarası'na hem keşif, hem de ölçüm için girdi. Ekibin çalışmaları toplam iki yıla yayıldı. Ek olarak Yazören Mağarası'nın en önemli sakinleri yarasalar.

BALIKESİR - SAVAŞTEPE - PERİ BACALARI

 

İlçemize  4 kilometre uzaklıktaki Su Çıktı Mevkii'nde karaçam ormanı içinde peri bacaları  bulunuyor.  Her biri Jeolojik bir oluşum olan ve irili ufaklı 15 adet taşdan oluşan bu yapılar eko turizm açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.

SARIBEYLER BARAJI

Sarıbeyler Barajı Sarıbeyler Çayı  üzerinde, sulama amacıyla 1980-1985 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır. 1986 yılında  dönemin Başbakanı Turgut ÖZAL tarafından törenle hizmet açılmıştır.

Toprak gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 523.000 m3, akarsu yatağından yüksekliği 38 m, normal su kotunda göl hacmi 15,60 hm3, normal su kotunda göl alanı 1,37 km2'dir. Baraj 1.750 hektarlık bir alana sulama hizmeti vermektedir.

SAVAŞTEPE ŞEHİTLİK ANITI

1949 yılında Türk milletinin kahraman şehitleri adına Çomaklı (Savaştepe cephesi) cephesindeki kanlı çarpışmalar ve Kuvayi Milliyeci nice fedakar Türk şehitleri adına Savaştepe’nin Anadolu Öğretmen lisesi sınırları içerisinde bulunan “Lalelik Tepesi” nde Şehitler anıtı yaptırılmıştır.

1949 yılında Türk Milleti’nin kahraman şehitleri adına, Çomaklı Cephesi’ndeki kanlı çarpışmalar ve Kuva-yi Millîyeci nice fedakâr Türk şehitleri adına Savaştepe’nin “Lalelik Tepesi” denilen Anadolu Öğretmen Lisesi yakınlarında “Şehitler Anıtı” yaptırılmıştır. Anıtın yapımını dönemin Köy Enstitüsü müdürü Nihat Salku desteklemiş ve öğrencilerin bizzat çalışmalarıyla Ağustos ayında tamamlanmıştır. Anıt planını Balıkesir Necatibey Eğitim Enstitüsünün resim öğretmeni Mahir Gürsel hazırlamış, üzerindeki şiir ise aynı okuldan Tarih öğretmeni Aziz Eryalaz’a aittir. İnşaatı Savaştepe Köy Enstitüsünün inşaat öğretmenlerinden olan Kenan Gürgün ve inşaat ustası Hamit Eroğlu yapmışlardır. Göklere dimdik yükselen anıt üzerinde şu kıta yer alır; 

 

“Bomba yağsa göklerden, göğsümüzde sönecek.

Bütün dünya yıkılsa Türk dünyası dönecek

Türküm, bize ne mutlu, Türk olan öğünecek.

Bütün dünya yıkılsa Türk dünyası dönecek.”

SAVAŞTEPE ANADOLU ÖĞRETMEN LİSESİ

(ESKİ KÖY ENSTİTÜSÜ)

 

 Savaştepe Köy Enstitüsü

            1938 de Manisa’nın Horoz köyünde Rauf İnan tarafından açılan Eğitmen Kursu, elverişsiz olan çevreden dolayı Bakanlığa durumu bildirilmişti. Manisa ilinde, kurs için uygun olan yerlerin temininde fiyat bakımından anlaşma sağlanamaz. Bakanlık müfettişlerinden Hayrullah Örs, Savaştepe’yi kursun açılması için ugun bulur. Eğitmen Kursu’nun üçüncü dönem müdürü olan Sıtkı Akkay, nakil emrini alınca Savaştepe’ye gelir. Muhtarın, Nahiye Müdürü’nün ve köy halkının soğuk davrandığını görünce, durumu bakanlığa bildirir. Bunun üzerine Bakanık Müfettişi Savaştepe’ye gideceğini Vali’ye söyler. Vali’nin Nahiye Müdürü’ne gerekli talimatı vermesiyle müfettiş tren istasyonunda karşılanır. Köyün ileri gelenleri, köy kurulu ve köy halkı Savaştepe arazilerini bir bir gösterirler. Müfettişin açılacak olan Eğitmen Kursu için toprağada ihtiyaç olduğunu söylemesi üzerine köy heyeti istenilen araziyi göstererek hudutlarını çizerler. Nahiye Müdürü’de heyeti onaylamış 600 dekâr toprağın verileceğini tutanağa geçirmiştir. Bu kolaylık bakanlık ve kurs yöneticisi Sıtkı Akkay’ı çok memnun etmişti. Müfettişin köyden ayrılmasından sonra köy halkının olumlu olumsuz ileri geri konuşmaları sonucunda köy kurulu zor duruma düşer. Sıtkı Akkay verilecek olan yerlerin kıraç olduğunu görür ve para ile tuttuğu iki kişi ile köy topraklarını dolaşarak daha iyi yerler arar. Ama uygun bulduğu arazilerin sahipleri değerinden fazla para istemesi üzerine köyün ileri gelenlerinin de yardımıyla Savaştepe halkını meydan da toplayarak bir konuşma yapar. Köy halkının milli duygularını okşayan konuşmasının ardından maksadından ve kursun köylerinde açılmasıyla onlar için ne kadar yararlı olacağından bahseder.

            Böylece, kurs için eski okul ve yanındaki eski mescidin onarılarak kullanılması kabul edilir. 16 Nisan 1940’da Sıtkı Akkay iki vagon eşya, 7 büyükbaş, 18 küçükbaş hayvanla Savaştepe’ye gelir. Vagonlar boşaltılır, ama kursun açılacağı yere eşyayı yaşıyacak işçi ve arabaları bulamaz. Çevre köylerden gelen birkaç işçi ve arabayla belli fiatın üzerinde ücret vererek eşyayı taşıtır. 17 Nisan 1940 tarih ve 3803 sayılı yasa ile Köy Enstitüsü ve Eğitmen Kursu’nun Savaştepe’de açılması bakanlıkça bildirilir. 20 Haziran 1940’da Balıkesir ili ve ilçelerine duyrulur. Temmuz ayında, çevreden gelen 9’u kız 40 öğrenciden erkekler eski mescide yerleştirilir. Kız öğrenciler için ise bir ev kiralanır. Bu dönemde okulun müdürü Sıtkı Akkay, yardımcısı İsmet Kültür’dür. İsmet Kültür; Türkçe, Abdurrahman Saçlı; Matematik, Ali Refik Minican; Tabiat Bilgisi, Ferit Can; Tarih-Coğrafya ve Zeki Tunaboylu; Fıransızca, Suat Tunçay; Demircilik, Mehmet Tozan; Marangozluk, Vahdet Gültekin ve Ahmet öğretmenler ise Dülgerlik derslerine giriyordu. Sonraları Tarımiş Öğretmeni Reşat Küçükaydın, bir yıl sonra ise Muharrem Tüzüner, Mehmet Aytaç bu eğitmenler kervanına katıldılar. Gerekli olan maddi desteğin gelmesiyle Savaştepe’nin terk edilmiş olan şimdiki Ceylan Parkı’nın güneyinde Hükümet binasının olduğu yerde okul inşaatına başlanır. İnşaata yardım etmek için 1940 Ağustosunda Eskişehir Çifteler Köy Enstitüsü’nün 2. ve 3. sınıflarından 25 öğrenciden oluşan ekip gelir. Misafirler için meydandaki köy kahvehanesi üzeri kiralanır. Macar Ustabaşı Sili ve Ali Usta ile kısa sürede alt katı derslikler, depo, tuvalet, üst katı iki yatakhane, revir, ecza odası ile okul binası yükselmeye başlar. Öğrenciler bu inşaat ile uygulamalı olarak ders görüyorlardı. Demircilik öğretmeni Suat Tuncay, Marangozluk öğretmeni Mehmet Tozan, Yapıcılık öğretmeni Vahit ve Ahmet beyler araç kullanmayı, takım tutmayı, kesilecek eklenecek yerlerin nasıl yapılacağını, takım araç temizliğini, bakımını uygulamalı olarak gösteriyorlardı. Eskişehir Çifteler Köy Enstitüsü’nden gelen öğrencilerden kurulu ekip okul binasının tamamlanmasıyla ayrılır. İki katlı büyük okul binasından başka, 300 kişilik yemekhane, mutfak, çamaşırhane, bulaşıkhane, banyo, erzak ambarı, idare binaları yapılmıştır. Böylece ilk kısımda 8 yapı inşaa edilir. Köyün ortasındaki çeşmeden boşa akan suyu kullanmak için tüm öğrenciler yol kazıp su borularını döşerler. Bazı kendini bilmez kişiler, okulun yapılmasından rahatı kaçanlar su borusunu çam kozalaklarıyla kapaması üzerine demir kilitli kapak yapmak zorunda kalınır. Okulun bütün gerekli yapıları tamamlanarak açılma aşamasına gelir. Öğrenciler kış ayını Eski Okul’da ve mescidde geçirdikten sonra Mart ortalarında yeni yapılara taşınırlar. 1941 ilkbaharında kızlı erkekli Çanakkale ve Kütahya köylerinden 200 yeni öğrenci gelmiş ve Eğitmen kursu yeniden açılmıştı. İkinci Dünya Savaşının dünyayı yakıp yıktığı o felaket günlerinde yokluklar içerisinde geceleri gemici feneri ışığında yatan öğrenciler, akşam etütlerini lüks lambası ışığında sürdürmekteydi. Cam, çivi, keser, testere, çekiç, yemek kaplarını kalaylayacak kalay yok. El altından fahiş fiyatlarla satılıyordu. Öğrencilerin bir kısmı pamuk bulunamadığı için ot yataklarda iki yıl yattılar. Savaştepe’de bu tarihlerde üç dört bakkal dükkanı, bir fırın, bir kasap, üç kahvehane vardı. Cumartesi, Pazar günleri nahiye içine çıkma izni verilince alış veriş canlandı. Esnafın alış verişin artmasından dolayı keyfine diyecek yoktu. Demircilik, marangozluk, biçki dikiş, resim-iş, işlikleri yapılır. Dokuma tezgahları ve diğer alet ve makineler bu atölyelere taşınır. Yakınlarda kum ocağı olmadığı için okul yönetimi dört deve satın alır, bir deveci tutar. Develer üzerine, kum taşımada kullanılmak üzere kare piramit yapılır. Sarıbeyler deresinde develer çöktürülerek kasalara kum doldurulup getirilir. Düzgün yol olmadığı için at, manda ve öküz arabaları kullanılamamaktadır. Derede kum bitince develer satılır. Bunun üzerine yük trenleriyle uzaklardan kum getirilir. Macar Sili Usta gelen kumları bol su ile yıkattırıp temizlettirir.

            Devlet 21.02.1941’de ekmeğe %20 arpa katılmasını öngörür. Bu oran 06.06.1941’de %30’a çıkarılır. Ekmeğin kısıtlı olarak verilmesi üzerine Enstitü çevre köylerden buğday satın alıp Kangalların (Mustafa Kangal’ın) Su Değirmeni’nde öğütür. Kız öğrenciler mantı, makarna, tarhana, erişte yaparlar ve ek olarak öğrencilere bunlar verilir. Hükümet, giderek yayılan savaş ve yokluktan dolayı şehirlerde kişi başına 13.01.1942’de 0.375 gram ekmeğin verilmesini kararlaştırmıştır. Una %25 bakla, mısır katılması uygun görülür. Enstitü bir yıllık buğday ihtiyacı için Toprak Mahsülleri Ofisi ile anlaşır ve çiftçilerin ne kadar buğday teslim edeceği belirlenmiştir. Çarşı Camii, Ofis tarafından depo olara ayrılır ve getirilen buğdaylar burada teslim alınır.

            Nahiye merkezinin bitişiğinde yapılmış olan bu binaların dar gelmesi üzerine 500 metre güneyde okula tahsis edilen Çakmak mevkiinde yeni binaların yapılmasına karar verilir. Okul binalarından oluşacak grubun planlamasını Yüksek Mimar Tahir Tuğ kazanmıştı. İşe başlamak içinse öncelikle yol ve köprü yapılmıştır. Geniş, boz bir yer olan Çakmak mevkiinde binaların temelleri atılır. Kullanılacak olan inşaat malzemesini bu tarihlerde bulmak hayli zor olduğu için bizzat kendilerinin yapması gerekiyordu. Okula hayli uzak olan çiftlik yanında dere kenarında kiremit ocağı yapılır. Taşsız topraktan çamur yaparak kalıplarla tuğla ve kiremit çıkartılıp düz alana kuruması için bırakılıyordu. Sonra bunlar fırınlarda pişirilerek kullanılmak üzere Çakmak’taki şantiyeye getirilmekteydi. 280 bin tuğla, 120 bin kiremit kesilmiş ve okul yerine taşınmıştı. Savaştepe’nin 3 kilometre uzaklıktaki Mermer Sırtları’nda kireç ocağı açılır. Tepenin batı eğimindeki ocağa el arabasıyla, teskereyle, sırtla taşlar taşınır. Ocaklar dolunca ormandan kesilen ağaçlarla ateş yakılır ve taşlar kireç taşı haline getirilir. At ve manda arabalarıyla okula taşınan kireç taşları tenekelerde su ile karıştırılarak söndürülür ve çukurlara boşaltılır. Çakmak’ta işe başlandığı yıl zemin katlı 4 depo, bir öğretmen evi bir ahır, iki katlı okul yapısı üst katı yatakhane, altında beş derslik tamamlanır. Öğrencilerin dinlenebileceği mesire yeri olarak suyu bol olan Çınar ağacının bulunduğu yere Ali Usta tarafından çeşme yapılır. Yine Ali Usta Köprü başındaki suya bir çeşme yapar ve adını “Kavaklı Çeşme” koyarlar. Çevrede ağaçlandırmaya önem verilir ve bol miktarda meyve fidanı dikilir. Büyük gayretler ve öğrencilerin çabalarıyla birlikte kısa sürede tamamlanan okul binalarına öğrenciler yerleştirilir.

            Haziran 1940 yılında Savaştepe’de Köy Enstitüsü açılır. Bugün Savaştepe Anadolu Öğretmen Lisesi’nin çekirdeğini oluşturan bu okul ilk mezunlarını 1943/1944 öğretim yılında verdi. 1951/1952 öğretim yılına kadar beş yıl öğretim süreli Köy Enstitüsü adıyla anılan okul, 1953/1954 öğretim yılından 1971/1972 yılına kadar altı yıl öğretim süreli İlk Öğretmen Okulu olmuştur. 1973/1974 öğretim yılından 1975/1976 öğretim yılına kadar yedi yıl öğrenim süreli Lise ve İlk Öğretmen Okulu olarak öğretim yapmış ve bu süreler içinde toplam 4927 eğitimci mezun etmiştir.

            1975/1976 öğretim yılından itibaren Öğretmen Lisesi olarak öğretim yaparken 1991 yılından itibaren Anadolu Öğretmen Lisesi haline getirilmiştir. Sayısız öğretmen ve çeşitli mesleklere yönelmiş insan yetiştiren okul günümüzde modern binalarıyla önemli bir yere sahiptir. Okulun Çomaklı’da bir çiftliği ve Döner Sermaye Saymanlığı bulunmaktadır. Savaştepe ilçesi bu okulun açılmasıyla ayrı bir önem kazanmış ve Cumhuriyet devrinde bucak örgütünden ilçe merkezi haline gelmiştir.

            1940 yılında Fıransızca derslerine giren Zeki Tunaboylu kısa süre sonra müdür yardımcısı olur. Çocuklar için hikayeler, şiirler yazan Tunaboylu’nun bir şiiri Enstitü marşı olarak bestelenmiştir.

 

 

Aynı yolda aynı emek

Gönüllerde bir tek dilek

Türk köyünü önde görmek

Türk köyünü önde görmek

 

Engelleri aşıyoruz

Ülkümüze koşuyoruz

 

Mehmetçiğin oğlu kızı

Atatürk’ten aldık hızı

Başarırız kavgamızı

Başarırız kavgamızı

 

Engelleri aşıyoruz

Ülkümüze koşuyoruz

 

Yüreğimiz inanç dolu

En güzel yol köyün yolu

Canlanacak Anadolu

Canlanacak Anadolu

 

Engelleri aşıyoruz

Ülkümüze koşuyoruz.

 

 

                            ÇALTILI HAMAMI

 

Çaltılı Hamamı’nın tarihi ile ilgili hiçbir kaynak bulunamamıştır

SARIBEYLER SEFERBERLİK ÇÖREĞ

Tarhana, zeytinyağı, yoğurt, un, şeker ve susam içerdiği için besleyici ve enerji verici özelliğe sahip olan, iki aya kadar bayatlamamasından dolayı o dönem askerlerin en önemli azıkları arasında yer alan çörek, beldede, asker uğurlamaları, dini bayramlar ile düğünlerde yapılıyor.

SAVAŞTEPE MİHALİÇ KELLE PEYNİRİ

Mihaliç peyniri, Bursa ve Balıkesir yöresinde, genellikle tam yağlı çiğ kıvırcık koyun sütünden yapılan, 2–3 mm kalınlığında kabuk ve 3–4 mm çapında yuvarlak gözler içeren, yarıksız, çatlaksız, oldukça tuzlu, sert bir peynir türüdür.

Mihaliç peyniri aynen beyaz peynir'de olduğu gibi tuzlu su içerisinde saklanır. Genellikle salata veya sıcak yemeklerde kullanılır. % 45 oranında yağ içerir.

Peynir, sert, yağlı, tuzlu ve bol gözeneklidir. Bu nedenle peynir oldukça dayanıklıdır.

SARIBEYLER TARİHİ ALAN

İlçemizin kültür envanterinin ortaya çıkarılması kapsamında gerçekleştirilen arkeolojik alan tespiti için İlçemiz Sarıbeyler Beldesi ve Çaltılı Köyü gezildi. Sarıbeyler Turizm Derneğinin daveti ile ilçemize gelen  Trakya Üniversitesi (TÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin BEKSAÇ, Burhaniye M.Y.O Turizm Otel İşletmeciliği Bölümü Öğretim görevlisi Meziyet NARİN, Eko Turizmci Coşkun ERTOĞÜŞ tarafından düzenlenen gezide yapılan  inceleme sonucu Savaştepe tarihinin ne kadar zengin olduğunu gösterdiğini söyleyen BEKSAÇ, “Muhtemelen M.Ö 500 ila 1000  yıllarına ait kalıntıların olduğu ve bunların gün yüzüne çıkarıldığında İnanç Turizmine yönelik ilçeye büyük katlı sağlayacağını” ifade etti.

Bu yörede bulunacak kalıntıların yunan öncesi Yorta Dönemine ait olduğunu değerlendirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Engin BEKSAÇ bu kalıntıların uzman kişilerce tarih meraklılarına hitap eden unsurların dışında değerli maden veya heykel bulunmasının mümkün olmadığını ifade etti.

Yorum Yazın