
Sayın Okuyucularımız
Bu röportajda, Türkiye Muharip Gaziler Derneği'nin saygın üyelerinden biri olan Şehittin Yaran ile bir araya geldik. 1974 Kıbrıs ikinci barış harekâtında gösterdiği kahramanlıkla Türk milletinin gönlünde taht kuran, aynı zamanda dernek faaliyetlerindeki önemli rolüyle dikkat çeken Yaran Bey, hem gazilik unvanını taşımanın gururunu hem de Cumhuriyet gazisi olarak milli ve manevi değerlere olan bağlılığının önemini bizimle paylaşacak.
Leyla Karataş: Sayın Yaran, gazilik Kıbrıs'taki ikinci barış harekâtındaki rolünüzü yaşadıklarınızı bizimle paylaşır mısınız?
Şerafettin Yaran: Adım Şerafettin Yaran, 1951 Ordu Fatsa doğumluyum. 1974 yılında gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtına katılarak Gazi unvanı aldım. Eski adıyla AİTA, yeni adıyla Gazi Üniversitesi İktisadi Ticari İlimler Fakültesi mezunuyum. T.C. Emekli Sandığı ve Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüklerinde çalıştım. Gazilik, devlet tarafından verilen bir unvandır ve Malul Gazi ile Muharip Gazi olarak ayrılır.
Leyla Karataş: Madalyanızın size verdiği anlamı ve gazilik onurunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şerafettin Yaran: Şehit nurlanmış, gazi onurlanmış kişi demektir. İki tane madalyam vardır. Birisi KKTC tarafından verilen şeref madalyası, diğeri ise Türkiye Muharip Gaziler Derneği tarafından verilmiştir.
Leyla Karataş: Sayın Yaran, gazi ve şehit yakınlarının toplum içindeki önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şerafettin Yaran: Bugün dünyanın her tarafından ülkemize göçler olmaktadır. Ancak bizim ülke olarak başımıza bir iş geldiğinde gidebileceğimiz hiçbir ülke yoktur. Bu nedenle yeni nesillere tarihimizi çok iyi anlatmamız ve her karış toprağında atalarımızın kanı olan vatanımıza sahip çıkmamız gerekmektedir. Bu vatan uğruna canlarını feda eden şehitlerimizin yakınlarına ve vatanı için ölümü göze alarak savaşan gazilerimize çocuklarımıza ve gençlerimize anlatmalıyız.
Leyla Karataş: Sayın Yaran, Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına çok az bir zaman kaldı. Ne büyük mutluluktur ki özümüzde sözümüzde andımızda marşımızda o duyguları yaşayan çocuklarımız, gençlerimiz yetişiyor.
Şerafettin Yaran: Gaziler, ulusal bağımsızlık mücadelesinde yaşadıkları zorlukları ve fedakârlıkları hatırlarlar. Bu nedenle, Türkiye'nin kuruluşunun 100. yılında, geçmişteki savaş ve mücadele dönemlerinde hayatlarını riske atan gazilere olan minnettarlıkları daha da artar.
Leyla Karataş: Atatürk'ün hayatı ve liderliği sizin için ne anlam ifade ediyor?
Şerafettin Yaran: Bir gazi için Atatürk'ün hayatı ve liderliği, bağımsızlık, vatanseverlik, modernleşme, eğitim, kültür, barış ve ilerleme gibi temel değerleri temsil eden bir sembol olarak görülür. Atatürk'ün liderliği, Türkiye'nin bugünkü şeklini almasında ve gazilerin de dâhil olduğu birçok neslin hayatında derin izler bırakmıştır.
Leyla Karataş: Sayın Yaran, biliyorsunuz dünya liderlerinin Atamızı, sözleri ile onurlandırıcı hikâyeler ile bizleri hep onurlandırmışlardır. Dış ülke büyüklerinin Atatürk hakkındaki önemli görüşlerini betimleyen özlü sözlerden seçmeler paylaşabilir misiniz?
Şerafettin Yaran: Elbette, dünya liderleri ve önemli figürler, Mustafa Kemal Atatürk hakkında birçok önemli görüş ve övgüde bulunmuşlardır. İşte bazı özlü sözler:
Winston Churchill: İngiliz Başbakanı ve büyük bir devlet adamı olan Churchill, Atatürk için şunları söylemiştir: "O, çağının en büyük askerlerinden biriydi ve aynı zamanda büyük bir devlet adamıydı."
Franklin D. Roosevelt: ABD Başkanı Roosevelt, Atatürk'ün liderliği hakkında şunları ifade etmiştir: "Büyük Atatürk, çağının en büyük devrimcisiydi ve Türkiye'nin kaderini değiştiren bir lider olarak tarihe geçti."
Charles de Gaulle: Fransız lider De Gaulle, Atatürk'ü şu şekilde değerlendirmiştir: "Atatürk, Türkiye'yi modernleştiren ve ona çağdaş bir kimlik kazandıran büyük bir liderdi."
Jawaharlal Nehru: Hindistan'ın ilk Başbakanı Nehru, Atatürk hakkında şunları söylemiştir: "Atatürk, Türk halkına bağımsızlık ve özgürlük getiren büyük bir önderdi ve dünya tarihindeki en büyük reformculardan biriydi."
David Lloyd George: İngiliz Başbakanı Lloyd George, Atatürk'ün liderliğini övmüş ve şu ifadeleri kullanmıştır: "Atatürk, sadece Türk halkının değil, tüm dünyanın takdir ettiği büyük bir liderdi."
Albert Einstein: Ünlü fizikçi Einstein, Atatürk hakkında şunları söylemiştir: "Atatürk, insan haklarına olan bağlılığı ve ülkesinin modernizasyonuna yaptığı katkılarla dünya çapında saygı görmüş bir liderdi."
Bu liderlerin ve önemli figürlerin Atatürk hakkındaki övgü dolu sözleri, onun uluslararası düzeyde de büyük bir saygı ve takdir kazandığını göstermektedir. Atatürk'ün liderliği, sadece Türkiye için değil, dünya çapında bir ilham kaynağı olmuştur.
Leyla Karataş: Cumhuriyetimizin 100. yıl kutlamaları vesilesiyle, Atatürk'ün sizin için taşıdığı önemi ve onunla ilgili düşüncelerinizi anlatır mısınız?
Şerafettin Yaran: Atatürk’ün Türk milletine önderlik ederek kurtuluş savaşını başlatması, sevk ve idare ederek düşmanı yurdumuzdan kovması, yeni bir devlet kurarak kısa sürede yenilikler ve devrimler yapması; özgürlük mücadelesi veren birçok dünya milletine rehber olmuş onlar da Atatürk’ü örnek olarak almış ve kendi liderleri olarak kabul etmişlerdir.
Leyla Karataş: Sayın Yaran, biliyorsunuz Atatürk herkese çocuk kelimesiyle hitap ederdi.
Şerafettin Yaran: Evet, Atatürk'ün "çocuklar" kelimesiyle hitap etmesi, liderin topluma olan sevgi ve bağlılığını, eşitlik ve birlik mesajını, eğitim ve gelişim vurgusunu, toplumun bilinçlenmesini ve lider ile halk arasındaki samimi ilişkiyi sembolize eder. Bu yaklaşım, Atatürk'ün liderliği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundaki temel değerlerden birini yansıtır.
Leyla Karataş: Sayın Yaran, Atatürk ile ilgili hikâyeler vardır düşündüren ve manidar olan. Güncenizde olanlardan bazılarını bize anlatır mısınız? Şerbet hikâyesi gibi belki bir tane daha anlatabilirsiniz.
Şerafettin Yaran: Atatürk bir gün çarşıda askerleri ile oturuyor. Bir şerbetçi görüyor ve yanına çağırıyor. Askerlerime ikram et diyor.Bir taraftan sırtındaki ibrikten daha küçük bir ibriğe şerbeti doldurup bir taraftan askerlere ikram eden şerbetçi heyecanlı olduğu her halinden belli oluyormuş. Paşam der ve bir bardak da Ata’mıza verir. Otur hele yanımıza der kendine de doldur, dinlen biraz…
Şerbetçi çekinik bir vaziyette masaya oturur.
Söyle bakalım Şerbetçim der. Cumhuriyet nedir..
Cevap verir Cumhuriyet işte tam da budur, halktan bir garip şerbetçinin atasıyla aynı masada sohbet edip şerbet içebilmesidir der.
Leyla Karataş: Gazilik unvanını taşımanın, toplum içinde bir sorumluluk duygusu doğurduğunu düşünüyor musunuz? Bu sorumluluk, nasıl bir şekilde hayatınıza yansıyor?
Şerafettin Yaran: Gazi unvanı, bir kişinin bağımsızlık mücadelesine ve ülkenin savunmasına katkı sağladığının bir işareti olarak verilir. Bu unvan taşıyan bireyler, genellikle toplumlarında saygı görürler ve bu saygı, birçok insan için büyük bir sorumluluk duygusu yaratır.
Gaziler, toplumlarının tarihinde önemli bir rol oynamış kişiler olarak kabul edilirler. Bu nedenle, genellikle genç nesillere, ulusal değerlere ve bağımsızlık ruhuna örnek olmaları beklenir. Gaziler, toplumlarındaki değerleri ve sorumlulukları yaşatmak, gelecek nesillere aktarmak ve ülkelerinin birliğini ve bağımsızlığını korumak gibi önemli görevleri yerine getirirler.
Sorumlulukları arasında, tarihi hatırlatmak, ulusal bayramlar ve etkinliklerde yer almak, gençlerle iletişim kurarak milli değerleri ve bağımsızlık mücadelesi hikayelerini aktarmak, savaş sonrası dönemlerde toplumsal uyumun sağlanmasına katkıda bulunmak gibi birçok önemli görev bulunabilir.
Gazilerin sorumlulukları, genellikle kişisel deneyimlerine, toplumlarına ve ülkelerine bağlı olarak farklılık gösterebilir, ancak genel olarak toplumlarına örnek olma ve milli değerleri yaşatma görevi taşırlar.
Leyla Karataş: Genç nesillerin milli ve manevi değerlere olan ilgisini sürdürebilmek için neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz? Bu konuda önerileriniz nelerdir?
Şerafettin Yaran: Gençler ülke geleceğinin teminatıdır. Bu nedenle çok iyi yetiştirilmeleri gerekmektedir. Devlet gençlerin önünü açmalı. Gençlerde bilime, eğitime sarılarak çalışmalıdır. Atatürk fen ve bilimi önde tutarak birçok öğrenciyi yurt dışına eğitim almaya göndermiştir. Ünlü bilim adamlarını da Türkiye’ye davet edip genç nesillere örnek teşkil etmek amacıyla bilim alanında gelişmeler kaydedilmesine vesile olmuştur.
Ayrıca, gençlerin milli ve manevi değerlere ilgilerini sürdürebilmeleri için şunlar yapılabilir:
Eğitim: Milli ve manevi değerler, okullarda ve eğitim kurumlarında daha fazla vurgulanmalıdır. Tarih dersleri ve milli kültür dersleri bu değerleri aktarmak için önemli bir araç olabilir.
Bilinçlendirme Kampanyaları: Gençlere milli tarih, bağımsızlık mücadelesi, ve önemli milli figürler hakkında bilinçlendirme kampanyaları düzenlenmelidir.
Kitaplar ve Medya: Milli ve manevi değerleri vurgulayan kitaplar, filmler, televizyon programları ve diğer medya araçları üretilmelidir.
Gençlerin Katılımı: Gençler, milli ve manevi değerlere ilişkin etkinliklerin planlanmasında ve düzenlenmesinde aktif olarak yer almalıdır. Bu, onların bu değerleri daha yakından deneyimlemelerini sağlar.
Aile ve Toplum Desteği: Aileler ve toplum, gençlerin milli ve manevi değerlere olan ilgilerini desteklemelidir. Aile içinde bu değerlerin aktarılması önemlidir.
Genç nesillerin milli ve manevi değerlere olan ilgilerini sürdürmeleri, ülkenin birlik ve beraberliği için önemlidir. Bu değerler, bir milletin kimliğini ve birliğini korumak için önemli bir temel oluşturur.
Leyla Karataş: Gelecekteki projelerinizden bahseder misiniz? Gazilerin ve şehit yakınlarının haklarını korumak ve toplumda daha fazla farkındalık yaratmak adına planlarınız nelerdir?
Şerafettin Yaran: Toplumun her kesiminden ve ülkemizin her köşesinden şehit ve gazilerimiz vardır. Gaziler bu topraklar için bu vatan için İstiklal savaşında, Kore’de Kıbrıs’ta ve iç güvenlikte canlarını ortaya koymuşlardır. Malul Gazilere verilen bir takım haklar Muharip Gazilere verilmemektedir. Gazilerimizin çocuklarına iş imkanı bir kereye mahsus ÖTV indirimi yeşil pasaport gibi devlete yük getirmeyecek isteklerde bulunmaktadırlar. Bu konunun farkındalık yaratarak ele alınmasını çok isterdim.
Sonuç olarak, Türkiye'nin kuruluşunun 100. yılının yaklaştığı bu dönem, ülkenin tarihinde büyük bir öneme sahip bir dönüm noktasıdır. 2023 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. kuruluş yıl dönümünü kutlama fırsatı buluyoruz. Bu anlamlı yıl, birçok farklı duygu ve düşünceyi tetikleyebilir:
Gurur: 100 yıl boyunca Türkiye'nin nasıl bir gelişim ve değişim gösterdiğini görmek insanlarda gurur duygusu uyandırabilir. Atatürk'ün önderliğindeki ulusal kurtuluş mücadelesi ve Cumhuriyet'in ilanı, bir milletin bağımsızlık ve özgürlük için gösterdiği kararlılığın sembolüdür.
Minnettarlık: Bu dönem, Atatürk ve silah arkadaşlarına, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucularına olan minnettarlığı artırabilir. Onların çabaları sayesinde Türkiye, modern ve bağımsız bir ülke olarak yoluna devam etti.
Birlik ve Beraberlik: 100. yıl dönümü, Türkiye'nin farklı kesimlerinden insanları bir araya getirme potansiyeline sahiptir. Bu tür etkinlikler, toplumu bir arada tutma ve ortak bir amaç etrafında birleştirme fırsatı sunar.
Refleksiyon ve Gelecek Hedefleri: Bu dönem, geçmişin değerlendirilmesi ve gelecekte yapılacak çalışmaların belirlenmesi için bir fırsat sunar. Türkiye, 100 yıl boyunca birçok başarı elde etti, ancak gelecekte daha fazla gelişme ve ilerleme için çalışmalar yapılmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. kuruluş yıl dönümü, hem tarihimize bir saygı duruşu hem de gelecekteki hedeflere bir adım atmamız için önemli bir fırsattır. Bu dönemi birlik, beraberlik, gurur ve minnettarlıkla kutlamak, Türkiye'nin ilerlemesine ve daha parlak bir geleceğe doğru adım atmasına yardımcı olabilir.
Yorum Yazın