Serkan ÖZKAYA
Serkan ÖZKAYA

NELER OLUYOR?

Türkiye her gün yeni ve bir diğerini geride bırakan gündemlerle uyanan, belki de dünyanın en hareketli ülkesidir. Bu gündemlerin bir kısmı ülkenin gerçekten ihtiyacı olan hususları ihtiva ederken, bir kısmı da suni olarak köpürtülmüş konulardan oluşuyor.

Muhalefetin kendi iç kavgalarını veya hukukla olan sıkıntılarını ülkenin en önemli meselesi gibi gösterme gayreti riyakarlığın bir göstergesidir.  Gündemde halkın ekonomik sıkıntıları darboğazdayken bir anda konu değişiveriyor.

İ.B.B Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasıyla ilgili; İBB'deki bazı ihaleler ve personel alımlarıyla ilgili yürütülen soruşturmalar olarak açıklandı.  Aslında İmamoğlu’nun göreve gelmesi (Cumhurbaşkanlığına giden yolda)  merdivenin bir basamağını oluşturuyordu. Geldiği günden bu zamana Cumhurbaşkanı olmayı hedefe almıştı ve bu yönde ilerledi. Geçmişte Tayyip Erdoğan’ı örnek almak yerine, bulunduğun mevkiye sahip çıkman gerekiyordu. Halk seni bu yüzden seçti ve halka laik olmak için dürüst, adil, tarafsız çalışmalıydı.

CHP'nin bazı politikalarının, Atatürk'ün benimsediği ilkelere ters düştüğü, özellikle laiklik ve milliyetçilik konularında taviz verildi. Farklı siyasi gruplarla yaptığı ittifaklar ve işbirlikleriyle ideolojik bir sapma oluşturdu.  Atatürkçü düşünceye farklı yaklaşımlar sergileyen grupların varlığı şu anda yaşadıklarımızın bir göstergesidir ve parti içinde de tartışmalara yol açmaktadır.  Onun bunun maşası değil, bir liderin kurduğu partinin gereklilikleri neyse onu yapmak, o görevin bilincinde olmak gerekir. İktidarın elinde bir kukla olmak, başka yapılarla işbirliği yapmak ve mağdur edebiyatıyla halkı kandırmak bir acizlik göstergesinden ibarettir. Ona buna ihaleleri peşkeş çekmek, işine geldiği gibi görevini kötüye kullanmak adalet önünde hesap vermeye tabidir. Büyükşehir Belediyesi popülist bir kişinin yönergesinde, Cumhurbaşkanlığına gelmek için kullanıldı. İ.B.B aslında iki dönemdir, boş bir koltuktan ibaretti.

Danışıklı dönüşüklü kurulan tezgahlar eninde sonunda gün yüzüne çıkacaktır ve halk da bunun bilincindedir. CHP, Atütürk ve CUMHURİYET ilkelerinden ödün vermeden, demokrasi yolunda ilerlemek zorundadır.

İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve yargı bağımsızlığı gibi konularda yaşanan sorunlar, demokrasimizin zayıf yönlerini ortaya koydu. Farklı görüşlerin serbestçe ifade edilemediği, medyanın tek ses haline geldiği ve yargının siyasi etkilerden uzak kalamadığı bir ortamda halkımız zarar görüyor.

Siyasetin gölgesinde kalan ekonomi, belirsizliklerle dolu bir yolculuğa çıktı.

Hali hazırda devam eden yoksulluk, enflasyon, zam; halkın gıdaya ve ihtiyaçlarına ulaşımını oldukça etkilemekte ve karamsar bir tabloyla karşı karşıya kalmakta.

Ekonomik zorlukla mücadele eden halk, her yeni güne uyandığında özgürce, diline de urgan vurulmadan kendini ifade etmelidir. Yaşadığımız coğrafyada ötekileştirilmek, zulüm görmek insanlık dışıdır. Ali Cengiz oyunlarına kapılmadan dimdik, birlik, beraberlik içerisinde özgürce, adilce, kardeşçe yaşamalıyız.

Türkiye demokrasisi, zorlu bir süreçten geçiyor. Ancak, umutsuzluğa kapılmak yerine, sorunlarımızı cesaretle ele almalı ve çözüm yolları aramalıyız. Unutmayalım ki demokrasi, sürekli bir mücadele ve gelişim sürecidir.

Hepimizin sorumluluğu, Türkiye'yi daha demokratik, daha özgür ve daha adil bir ülke haline getirmek için çalışmaktır.

Serkan ÖZKAYA

Yorum Yazın