


Sessizliğin Son Deminde
Bugün, dünyanın dört bir yanında adaletsizlikler kol geziyor. Eşitsizlik derinleşiyor, doğa hoyratça talan ediliyor, insan onuru ayaklar altında çiğneniyor. Gençlerimiz yeterli eğitime ulaşamıyor. Kadınlarımızın insanca yaşama hakları elinden alınıyor. Çocuklarımızın geleceği, yaşayacağı coğrafya güven altında değil. Savaşların gölgesi, umut dolu coğrafyaları karartıyor. Savaştan çıkar sağlayanlar hoyratça zulmediyor. Ekonomik kriz, açlık ve yoksulluk, milyonlarca insanın yaşamını tehdit ediyor. İklim krizi, geleceğimizi belirsizliğe sürüklüyor.
Peki, biz ne yapıyoruz? Çoğu zaman, birer seyirci gibi ekranların başında olup biteni izliyoruz. Sosyal medyada kısa süreli tepkiler verip, sonra korku düzeninden kabuğumuza çekiliyoruz. Oysa her birimizin omuzlarında, bu gidişatı değiştirme sorumluluğu var.
Unutmayalım ki, sessizlik suç ortaklığıdır. Göz yummak, onaylamaktır. Artık harekete geçmenin tam zamanı.
Bizler, bu manifestoyu imzalayanlar olarak, aşağıdaki ilkeleri savunuyoruz:
Bu manifesto, bir başlangıçtır. Bir uyanış çağrısıdır. Doğanın uyanış zamanı gibi. Birlikte hareket ederek, sesimizi yükselterek, yaşanabilir bir ülke inşa edebiliriz. Unutmayalım ki, en karanlık anlarda bile bir kıvılcım, büyük bir yangını başlatabilir.
Haydi, sessizliğin sınırını aşalım. Değişim için birlikte adım atalım!
İSTANBUL Manifestosu
Demokrasiye Sahip Çıkma Çağrısı
İstanbul yalnız değildir. Demokrasi yalnız değildir. Haklı mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz!
Bugün, İstanbul semalarında ve ülkemizin her bir yanında kara bulutlar dolaşıyor. Milyonlarca İstanbullunun hür iradesiyle seçtiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, akıl dışı gerekçelerle ve siyasi manipülasyonlarla karşı karşıya bırakıldı. Mesele sadece bir kişiye yapılan haksızlık olmanın ötesinde, halkın sandıkta tecelli eden iradesine, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne yapılan açık bir saldırıdır.
31 Mart seçimlerinde İstanbullular, büyük bir çoğunlukla tercihini mevcut belediye başkanından yana kullandı. Tekrarlanan seçimde bu irade daha da güçlendi. Bu yapılanlar, sadece İstanbul halkının değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik değerlerine inanan her vatandaşın vicdanını yaralamaktadır. Seçimle gelenin, siyasi entrikalarla ve hukuksuzlukla görevden alınmaya çalışılması, demokrasimizin temel taşlarını sarsmaktadır. Halkın iradesini hiçe saymak, ülkeyi kaosa ve kutuplaşmaya sürükler. Şu anda boş olan belediye başkanlığına da dileriz kadın başkan seçilir; toparlayıcı, birlik ve beraberlik içinde İstanbul’u yaşanılır bir kent haline getirmek için ilk adımı atar.
Bizler, bu manifestoyu imzalayanlar olarak, aşağıdaki ilkeleri savunuyoruz:
Bu manifesto, bir haykırıştır. Demokrasiye inanan, adalete susamış herkese bir çağrıdır. Gelin, İstanbul'a ve ülkemize yapılan bu haksızlığa karşı birlikte duralım. Sandığın gücünü, halkın iradesini ve demokratik değerlerimizi hep birlikte savunalım. Otokrat seçimlerin karakterinde korku ve tehdit her daim var oldu. Korku ve tehdide göz yummayalım. Basına, siyasilere, gençlere, yaşlılara, kadınlara, millete baskı son bulsun… Ekrem İmamoğlu, Ali ya da Veli değil haksızlığa uğrayan herkese çağrımızdır. Bu çağrıyı, provoke eden insanlar da alçak bir eğilim içindedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın merhum annesine edilen küfürün karşısındayız. Bu olayı başka boyutlara getirmeye, Türkiye’yi çıkmaza sokmak isteyen insanların karşısında dimdik duracağız. Her türlü küfür ve hakareti kınıyoruz.
Şimdi, sesimizi yükseltme ve demokrasiye birlik ve beraberlik içinde sahip çıkma zamanıdır.
Serkan ÖZKAYA
Yorum Yazın